gebelik sırasında hastalar tarafından en çok merak edilen

HAFTALARA GÖRE BEBEĞİN BOYU VE KİLOSU
GEBELİKTE HAFTA HAFTA BEBEĞİN KİLOSU VE BOYU
Bebeğimin kilosu normal mi?
Bu soru gebelik sırasında hastalar tarafından en çok merak edilen sorulardan birisidir. Her bebeğin (fetus) gebelik süresinde büyüme hızı ve kilosu farklı olabileceği gibi buna bağlı olarak doğumdaki kilosu da farklı olmaktadır. Aşağıdaki tablodaki değerler sadece yaklaşık ortalama değerleri göstermektedir, sizin bebeğinizin kilosunun bu tablodaki değerlerden yüksek veya düşük olması mutlaka bir gelişim problemi olduğunu göstermez. Doktorunuzdan sizin bebeğinizin gebelik haftasına göre gelişiminin ne durumda olduğunu öğrenebilirsiniz.

Anne ve babası küçük olan bebek de anne-babası gibi ufak yapılı olabilir. Her küçük ölçülen bebek gelişme geriliği olduğu anlamına gelmez. Bebeğin haftasına göre küçük olması gelişme geriliği olmasından olabileceği gibi tamamen bebeğin doğal yapısına bağlı normal bir durum da olabilir. Doğum sırasında ise genellikle bebeğin ağırlığının 2500-4000 gram civarında olması normal kabul edilir. Doğum zamanı yaklaştığında 4500 gramdan fazla olan bebeklere iri bebek denir.

Ultrason ile bebeğin boyu ilk aylardan sonra ölçülemez çünkü bebek anne karnında ayakta dik durur gibi düz şekilde durmaz, yuvarlak şekilde durur. Anne karnında bebeğin gelişiminin normal olup olmadığının anlaşılması için kilo takibi yapılması gerekir, boy takibi yapılması gerekmez. Hamilelikte bebeğin boy uzunluğunun takip edilmesi diye bir kavram yoktur.

Bebeğin kilosu ultrason cihazı ile yapılan baş ve bacak ölçümlerine dayanarak tahmin edilebilir. Ultrason cihazı bebeğin kilosunu tartarak net olarak ölçemez, tahmini olarak hesaplar. Bebeğin ağırlığının ölçümü konusunda detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Ultrasonografi dışında gebelik sırasında amnosentez (

ANNE KARNINDAKİ BEBEĞİN CİNSİYETİ NASIL, KAÇINCI HAFTALARDA ANLAŞILIR?

BEBEĞİN CİNSİYETİ NE ZAMAN BELLİ OLUR?
Hamilelik döneminde bebeğin cinsiyetini belirlemek için ultrason muayenesi yapılır. Bir bebeğin cinsiyeti daha gebelik oluştuğu andan itibaren genetik olarak bellidir ancak bunun dışarıdan gözle veya ultrasonla bakılarak belli olması için bebeğin belli bir büyüklüğe ulaşması gerekir. Ultrason ile bebeğin cinsiyeti en erken 3. ay bittiğinde yani 13 hafta civarında anlaşılsa da bu her zaman mümkün olmaz genellikle 16-17 haftalarda daha net izlenir. 20. haftaya yaklaştıkça cinsiyet en net şekilde değerlendirilir. Nadiren cinsiyet tespitinde yanılmalar olabilir, bir ay sonraki ultrason incelemesinde cinsiyet farklı görülebilir. Bu durum genellikle erkek bebeğin penisinin izlenmemesi durumunda olur. Yani bebeğin cinsiyeti erkek olarak tespit edilmişse yanılma pek olmaz çünkü penis izlenmiştir. Ancak kız denilen bebeklerde yanılma daha sıktır çünkü penisin görülememesi kız olduğu yanılgısını yaratabilir.

Ultrasonografi dışında gebelik sırasında amnosentez (anne karnından amnion suyu alınması) veya, koryon villus biyopsisi, kordosentez gibi yöntemlerle yapılan kromozomal incelemelerde de bebeğin cinsiyeti kesin olarak izlenir. Bu incelemelerde dişi (XX) veya erkek (XY) kromozomal yapısı izlenir.

Bunların dışında evde cinsiyet belirleme testleri üretilmiştir. Bu testler %80 oranında doğru cinsiyeti belirleyebilse de bazı sakıncalarından dolayı önerilmemektedir ve bazı ülkelerde yasaklanmaktadır. Bu konuda detaylı bilgiye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Kordon kanı nasıl alınır

KORDON KANI BANKASI (SAKLANMASI) VE KÖK HÜCRE TEDAVİSİ
Bebeğin göbek kordonu plasenta (bebeğin eşi) aracılığıyla anne ve bebek arasında kan yani besin ve oksijen alış verişini sağlar. Doğumdan sonra bebeğin göbek kordonu kesilir ve göbek kordonunun kalan kısmı ile plasenta dışarıya kendiliğinden yarım saat içerisinde atılır. Bebeğin göbek kordonu kesildiken sonra kordon içerisinde kalan kana kordon kanı diyoruz, bu kanı özel yöntemlerle alıp saklama işlemine de “kordon kanı saklanması” yada “kordon kanı bankacılığı” diyoruz.

Kordon kanı kök hücre açısından oldukça zengindir. Kök hücreler insan vücudunda bulunan her türlü hücreye dönüşebilen ana hücrelerdir. Bu kök hücreler en çok bebeklikte bulunur ve yaş ilerledikçe sayısı azalır. Kök hücreler elbette sadece göbek kordonunda bulunmaz, bunun dışında kemik iliğinden ve damarlardaki kandan da elde edilerek çeşitli hastalıkların tedavisinde yıllardır kullanılmaktadır. Fakat en kolay ve fazla alınabileceği yer göbek kordonudur.

Bazı araştırmacılar sadece ailelerinde kemik iliği nakli gerektirebilecek hastalık öyküsü bulunan çiftlerin bebeklerinde bu uygulamanın yapılmasını savunmaktadırlar. Diğer bazı araştırmacılar ise kök hücre çalışmalarındaki hızlı gelişimi göz önünde bulundurarak herkesin bu alternatifi kullanmalarını önermektediler. İleride elde var olan kök hücrelerden yararlanılarak laboratuvar ortamında bunların farklı şekillerde kullanılabileceği olasılığı bu tür bir yaklaşımı desteklemektedir.

Kordon kanı nasıl alınır?
Bebek doğduktan hemen sonra göbek kordonu bağlanır ve içindeki kan özel bir sistem yardımı ile torba içine toplanır. Bebek yada anneye herhangi bir müdahale yapılmamaktadır. İşlemin anne yada bebeğe bir zararı yoktur. Toplanan kan 36 saat içinde laboratuvara gönderilir. Burada kanın içindeki kök hüreler ayrıştırılarak özel yöntemler ile dondurulur ve saklanır. Normal ya da sezaryen ile olan doğumlarda uygulanabilir. Ne kadar fazla kan toplanabilirse o kadar fazla kök hücre toplanmış demektir. Bununla birlikte yaklaşık 50-100 mililitre kordon kanı alınması yeterli olmaktadır.

Maliyeti nedir?
Kordon kanı saklanması nispeten yüksek maliyetli bir uygulamadır. Tercih edilen laboratuvara göre dondurma işleminin ücreti 1500-2500 Amerikan Doları arasıda değişmektedir. Saklama ücretleri ise yıllık 90-100 Dolar civarındadır.

Kordon kanı kaç yıl saklanabilir ?
Türkiye’de şimdilik öngörülen saklama süresi 15 yıldır. Sağlık bakanlığı’nın 15 yılı öngörmesinin nedeni, şu ana dek yayınlanmış bilimsel verilerin 15 yıllık saklanmaya ait olmasıdır.